
Giriş
Yazının ortaya çıkışı, ülkede birliğin sağlanması ve Memphis’te bir başkentin kurulması, birden üçüncü sülaleye kadar olan ve İlk Sülaleler olarak bilinen dönemin (M.Ö. 3100-2600) başlangıcını işaret eder. Charles Freeman’ın Mısır özelinde yaptığı bu tanımlamayı biraz daha açalım. Mısır uygarlığı, “Nil’in armağanı”dır. Nil nehri, güneyden kuzeye doğru akar. Bu doğrultuda, ülkenin güney kısmı Yukarı Mısır, kuzey kısmı Aşağı Mısır olarak adlandırılmıştır. Nil, Mayıs’ta yükselmeye başlar, Temmuz’dan Ekim’e kadar suyun yüksekliği düzleşmiş vadinin üzerinde akacak seviyeye ulaşırdı. Mısırlılar, Nil’in taşkın ve çekilme zamanını öğrenmişlerdi. Kasım’da sular çekilmeye başlar, Mart’tan Haziran’a kadar dört ay hasat zamanı olurdu. Yıl verimli geçerse büyük imar projeleri desteklenebilir, saray yöneticileri ve zanaatçılar rahat ederdi. Vergiler, saray tarafından toplanır, tahıl ambarlarında depolanırdı. Belirli bir yılda, Nil boyunca uzanan tarlalardan alınacak ürün miktarının hesaplanması için Nil taşkınlarının yüksekliği kaydedilirdi. Gordon Childe’nin şu ifadeleri konuyu özetler nitelikte: “Mısır’da tüm tarım dönemi taşkın ekseni çevresinde döndü.” Belki de bir yazı sisteminin geliştirilmesinde bunun rolü vardı.

1.1. Hiyeroglif nedir?
“Tanrı’nın sözleri” ya da “Firavunların kutsal metinleri” olarak adlandırılan hiyeroglifler, modern insan için çözülene kadar büyük bir gizem oluşturuyordu. En eski hiyeroglifler, M.Ö. 3000’lere kadar uzanır ve ortaya çıkışından sonraki 3500 sene varlığını korumuştur. En yakın tarihli Mısır hiyeroglifleri, MS 394’te Philae Tapınağı’na yapılmıştır. Yunanca Hieros + Glypho kelimelerinin bir araya getirilmesiyle “hieroglyph” adı oluşur, “Kutsal Yazıt” anlamına gelir. M.Ö. 332’de Büyük İskender, Mısır’ı işgal etmişti. İskender’in M.Ö. 323’teki ölümünden M.Ö. 30’da Roma’nın fethine kadar Mısır, Makedonyalı Yunan aile olan Ptolemaios’lar tarafından yönetilmişti. Önce Makedonyalı Yunanların, sonrasında Romalıların işgali, ülkeye Yunan ve Romalılardan oluşan büyük göçebe toplulukların yerleşmesine sebep oldu. Yerel dil, Kıptîler (Mısır adının Yunancası Aiguptos sözcüğünden türeme) tarafından konuşulsa da halk çoğunlukla okuma yazma bilmediği için yazı dilinde gerileme yaşandı. Mısırlı rahip Manetho’nun M.Ö. 3. yüzyılda kaleme aldığı Mısır tarihi Yunancadır. Bir başka Mısırlı rahip Hor-Apollo M.S. 3. yüzyılda Kıptî dilinde yazmıştır. Hor-Apollo’nun hiyeroglifleri yorumlarken her işaretin tek bir sembolik anlamı olduğunu yazması, atalarının yazı sistemini yanlış anladığını gösterir. Ancak onun bu hatası, Mısır hiyerogliflerini çözmeye çalışanları yanlış yönlendirmiştir. Halbuki, Mısır hiyerogliflerinin üç karakteristik özelliği vardır: Fonetik, ideografik ve semantik.
1.2. Hiyeroglifler nasıl çözüldü?
Napoleon, 1 Temmuz 1798 tarihinde, 400 gemiden ve 54.000 kişiden oluşan ordusuyla Mısır’a indi. İşgale başladı ancak bu Mısır istilası farklıydı. Çünkü Napoleon, asker ve denizcilerin yanı sıra 150 bilim insanını -mühendislik, astronomi, doğa tarihi, topografya, imalat ve dilbilim konularında eğitim almış bir grubu- beraberinde getirdi. Bilim insanlarının sorumluluk alanı Mısır toprakları değil, Mısır kültürü ve tarihiydi. Askeri istila nihai bir başarısızlık iken bilim insanları beklentilerin üzerinde başarılıydı. Özenli topografik araştırmalar yapılmış, yerli hayvanlar ve bitkiler incelenmiş, mineraller toplanmış ve sınıflandırılmış, yerel ticaretler incelenmiştir. En ünlü Antik Mısır eserleri, Luxor, Philae, Dendera ve Krallar Vadisi’nin tapınak ve lahitleri keşfedildi.
1799 yılında, Nil Deltası’ndaki Rosetta (Reşit) kasabasında yer alan Julien kalesinde, bir grup asker tarafından arkeoloji tarihinin en ünlü taş levhası bulundu. Fransız bilim insanları, bu keşfin değerini hemen fark ettiler. Bu taşın üzerinde, üç farklı yazı sisteminde işlenmiş bir metin bulunuyordu: Hiyeroglif, demotik ve Grek alfabesi. Her ne kadar, ilk ikisi bilinmese de sonuncusu (Grek alfabesi) çok iyi bilindiği için Mısır dilindeki yazıların çözülmesinde kullanılabildi. Rosetta (Reşit) Taşı, eski Mısır sembollerinin anlamını ortaya çıkarmanın muhtemel bir yoluydu. Metindeki Yunanca yazı, demotik ve hiyeroglif yazıyla karşılaştırılabilecekti. Fransızlar, metnin kopyalarını çıkartıp Paris’e yollamışlardı. Silvestre de Sacy, Rosetta Taşı’nı okumaya çalışan ilk Fransızdı. Ayrıca Jean-François Champollion’un öğretmeniydi.
Champollion’un Mısır’a tutkusu, Napoleon’un yakın çevresinde yer almış olan Fransız matematikçi Jean-Baptiste Fourier sayesinde başlamıştı. Fourier, 1800 yılında, henüz 10 yaşında olan Champollion’u “garip yazılarla bezenmiş Mısır antik eserleriyle” tanıştırmıştı. Champollion, genç yaşında, Fransa’da umut vaat eden bir dilbilimci olarak görülüyordu. 17 yaşına vardığında, “Firavunların yönetimindeki Mısır” başlıklı bir çalışma yayımladı ve bu sayede Grenoble’daki akademiye seçildi.
Champollion, onlu yaşlarında iken Eski Mısır dilinin doğrudan bir uzantısı olan Kıpti dilini öğrenmişti. Kıpti dili, M.S. 11. yüzyılda yaşayan bir dil olma özelliğini kaybetmiş olsa da Hristiyan Kıpti Kilisesi’nin ayinlerinde kullanılmaktaydı ve bu sayede varlığını koruyabilmişti. Champollion ayrıca hiyeroglifleri çözmeye başlamadan önce Latince, Yunanca, İbranice, Etiyopya dili, Sanskritçe, Zentçe, Pehlevi dili, Arapça, Suriye dili, Keldanice, Farsça ve Çince gibi dillerde de ustalaşmıştı.

Rosetta Taşı’ndaki metnin Yunanca kısmı çevrildiğinde anlaşılıyor ki; bu taş, M.Ö. 196’da, V. Ptolemy (Ptolemaios) tarafından kendi yönetiminin propagandası için yaptırılmıştı.
Champollion, hiyeroglif yazıt üzerine yoğunlaştığında önemli bir şey fark etti: Yazının tamamen resimsel olması için, bağımsız hiyerogliflerin çok az olduğu ancak tamamen fonetik olması için de çok fazla olduğuydu. Rosetta taşındaki Yunanca metin içindeki isimlerin, hiyeroglif bölümündeki oval kartuşlara karşılık gelebileceğini öngördü.
Ptolemy ve Kleopatra adlarını gösteren hiyeroglifler, yabancı kökenli oldukları için Mısır dilinde hiçbir anlam ifade edemezdi. Champollion, bu sebeple, onların fonetik olarak yazılmaları gerektiğini varsaydı ve varsayımı doğruydu. Rosetta Taşı’nın üzerindeki isimler, hiyeroglif yazının çözülmesinde, zorlu bir kilidi açan anahtar görevi görecekti.

1.3. Hiyeroglifler nasıl okunur?
Oval bir döngü ile etrafı çevrili bir dizi hiyeroglifin kral isimlerini vurguladığı keşfedilmişti. Bunlara Fransızca ‘fişek’ anlamına gelen ‘cartouche’ (kartuş) adı verilmişti. “18. yüzyıl Fransız topçularının silahlarını doldurduğu sosis şeklindeki barut ve mermi bohçasına” benzerliği bu adın kullanılmasına ilham olmuştur.

Hiyeroglif karakterlerindeki başlar hangi yöne bakıyorsa “tıpkı bir aynadaki yansıma gibi” o yönden okunur. Bir kartuş, etrafındaki diğer metnin yönüne bağlı olarak yatay veya dikey olarak yönlendirilebilir. Buna göre, hiyeroglifler soldan sağa, sağdan sola ve yukarıdan aşağıya olmak üzere üç farklı şekilde okunabilir.


Ptolemy ve Kleopatra kartuşlarında “T” sesi birbirinden farklı işaretlerle gösterilmiştir. Kleopatra kartuşundaki “t” sesi artık “d” olarak kabul edilir. Diğerinden kısmen daha yumuşak telaffuz edilir.

Kıpti dilinde “ağız”, “ro” demektir. Mısır dilinde ağız işareti “r” harfi için kullanılıyordu.


Kartuşların bazılarında, şahıs isimleri, sıfatlarıyla (ayrıca kişi isimlerinde zamirler, edatlar vb. kullanılır) birlikte yazılmıştır.

Champollion, Greko-Romen egemenliğinden öncesine uzanan kartuşları incelemek istedi. Eline Abu Simbel Tapınağı’ndan gelen rölyefler geçti. Kartuştaki güneşe benzer işaretin, güneşi temsil eden bir semagram olduğunu düşündü. Güneş kelimesinin Kıpti dilindeki karşılığı ‘ra’ idi. O halde buradaki güneş semagramının ses karşılığı ‘ra’ olmalıydı. Sonunda okuduğu kartuşun Rameses olduğundan emin olduğunda “Je tiens l’affaire” diye çığlık attı. Bulmuştu, “en eski geleneksel isimler bile fonetik olarak yazılmaktaydı.”

Ramses ismi, yaygın bir isim olan Ramose’nin (Ra’dan doğma) kraliyet versiyonundan ibaretti.
Birinci Bölümün Sonu
Kaynakça
Childe, Gordon, Tarihte Neler Oldu?, çev. Alaeddin Şenel – Mete Tunçay, Kırmızı Yayınları, İstanbul, 2014.
Freeman, Charles, Mısır, Yunan ve Roma: Antik Akdeniz Uygarlıkları, çev. Suat Kemal Angı, Dost Yayınları, Ankara, 2018.
M. Naci Kayaoğlu – Ayşe Çetinoğlu, Mısır Hiyerogliflerini Çözüme Götüren Dilbilim Anahtarları, Karadeniz Black Sea Dergisi, Cilt 1, Sayı 17, 39 – 52, 01.02.2013
Singh, Simon, Şifre Kitabı: Antik Mısır’dan Kuantum Bilgisayarlara Gizlilik Bilimi, çev. Ali Atav, Buzdağı Yayınları, Ankara, 2020.
Wilson, Hilary, Hiyeroglifleri Anlamak: Antik Mısır İçin Bir Anahtar, çev. Cemal Can Tarımcıoğlu, Maya Yayınları, İstanbul, 2022.
Yorum bırakın